Hakan: Muhafız – İlk Türk Netflix Dizisi

Uzun süredir beklediğimiz ilk Netflix – Türk dizisi olan Hakan: Muhafız, 14 Aralık 2018 tarihinde sonunda izleyici ile buluştu. Ben de sıkı bir Netflix takipçisi olduğumdan dolayı diziyi bir buçuk günde tükettim ve hemen bir kritiğini de yapalım dedim. Haydi başlayalım..

Öncelikle  ufak bir tarihçesini hatırlayalım.

– Netflix 2017 yılının başlarında bir Türk dizisi yapacağını duyurmuştu.

– Daha sonradan bu dizinin bir Süperkahraman dizisi olacağını öğrendiğimizde hem şaşırmış hem de özellikle sosyal medyada “Türk süper kahraman tutmaz yeaaah” gibi söylemler dolaşmaya başladı. Hakikatten de, Netflix bir Türk süperkahraman dizisi yapımı kararı alarak büyük bir riske girdi bence.

– 2018 yılı başlarında bu dizinin oyuncu kadrosu ve senaryosunun genel hatlarının nasıl olacağı konusunda haberler gelmeye başladı.

Ayça Ayşin Turan – Can Evrenol (Yönetmen) – Çağatay Ulusoy – Hazar Ergüçlü

– Senaryonun genel hatları duyurulunca, konunun N. İpek Gökdel’in 2016 yılında kaleme aldığı “Karakalem ve Bir Delikanlının Tuhaf Hikayesi” adlı kitabından esinlenildiği ortaya çıktı.

– Mart 2018 tarihinde çekimlere başlanıldı ve Eylül, 2018 tarihinde görücüye çıkarılacağı duyuruldu.

– Takvimler Eylül ayını gösterdiğinde Dizinin yayınlanma tarihinin ertelendiğini ve nedeninin de Netflix yetkililerinin Can Evrenol’un çektiği ilk beş bölümü izleyip beğenmediğini ve tekrar çekilmesini istediğini öğrendik.

– Tekrar çekimleri tamamlanıp Netflix yetkilerinden de onay alınınca sonunda 14 Aralık 2018 tarihinde Netflix yayına girdi ilk Netflix Türk Dizimiz 🙂

Yorumlarım

Dizi, başrol Hakan’ın bekâr evinde uyanması ile başlıyor. Bu sahnede hemen dikkatimizi arka planda çalan ve bana anında eski komedi Türk filmlerini anımsatan, sazlı, elektronik Anadolu ezgileri barındıran şarkı çekiyor. Bu tür şarkıları uzun zamandır filmlerde duymuyorduk. En azından bu otantiklikte. Müzik tarzını anlamadıysanız aşağıdaki videodan dinleyebilirsiniz hatırlayacağınıza eminim. (59. saniye en benzeyen yeri)

Eski komedi filmlerinin unutulmaz film müzikleri 🙂

Bu arada bu detay benim çok hoşuma gitti. Bunun gibi bir çok ufak detayın neden hoşuma gittiğimi yazımın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım. Dizide çalan şarkının ismini bulamadım. Bulan bana da yazabilirse sevinirim 🙂

Hakan, İstanbul’da kapalı çarşıda büyümüş, ileride çok başarılı olma gibi hayalleri olan fırlama bir genç. Dizinin neredeyse her bölümünde “Biz kapalı çarşı çocuğuyuz” repliğini kullanıyor. Açıkçası “Kapalı Çarşı Çocuğu” olmak jargonunu bir İzmir’li olarak çok anladığım söylenemez. Ama sanırım, fırlama, insanları tanıyan, her ortama girebilen ve ağzı laf yapan kişiler oluyor bu ortamda yetişen kişiler. 

Tabii ki de her süper kahraman filminde olduğu gibi Hakan da bir süper kahraman olduğunu bilmiyor ve sezon boyunca bu güçlere sahip olduğunu öğrenmesi, bunları geliştirmesini izliyoruz. 

Oyunculuklar fena değil. Görüntüler ve sahne seçimleri bence gayet güzel (Bazı residence – rezidans sahneleri dışında). Bir kaç yerde çıkın şu rezidansın içinden içim sıkıldı diye bağırasım geldi.

Bu artıların yanında, senaryo bence düşük kalmış. Fazla hızlı. Sanki bir acele varmış gibi bir yere koşturuluyor sürekli. Seyircinin olayı hazmetmesine izin verilmiyor ve bazı yerler çok yüzeysel geçiliyor, detaya inilmesi gerekilen yerde inilmiyor.

Gelelim en sevdiğim detaylara.

Öncelikle diziyi nasıl bir bakış açısıyla izlediğimi açıklamak istiyorum. Netflix’in en sevdiğim özelliklerinden biri, biz izleyicileri Amerikan dizi/film tekelinden kurtarıp farklı ülkelerdeki yapımları ile farklı kültürleri tanıtması. Çok kolay bir örnek vermek gerekirse, La Casa De Papel’i izlemeden önce İspanyolların böyle bir yapım çıkarabileceğini düşünür müydünüz hiç? Ya da daha önceden dizide kahramanların yüzüne maskesini taktığı Salvador Dali’yi kaç kişi tanıyordu? Bu nedenle diziyi Türk kültürünü bilmeyen yabancı biri gibi izlemeye çalıştım hatta İngilizce altyazıyı açıp öyle izledim tüm sezonu.

Bu açıdan diziyi bir daha izlediğinizde gizli saklı çok fazla gerçek Türk kültürünü gösteren detay olduğunu farkedeceksiniz (sıkıldık artık bize ortadoğu kültürünü aşılamaya çalışan dizilerden).

İlk sahnedeki bahsettiğim çalan bu müzik detayını bu yüzden bu kadar çok sevdim. 

Bunun gibi bir çok detay var özellikle Hakan’ın mahallesinde geçen detaylar. Mesela, sepet ile sokaktaki çocuklara ekmek aldırmak.

Sepet ile sokaktaki çocuğa ekmek aldırma sahnesi

Pazar yerindeki pazarcıların bağrışmaları ve tabiki de kafalarına sutyenleri takmaları 🙂

Ceylan sütyen satıyor.

Ya da aşağıdaki gibi klasik bir varoş sokağı gibi. Karşılıklı asılmış çamaşırlar. Çamaşırların altında top oynayan çocuklar ve onlara bağıran teyzeler :).

Sokağa asılan çamaşırlar ve altında çocukların top oynaması

Midyeciler, gevrekçiler, polislerin kendi aralarında küfürlü konuşmaları.
Söylediğim gibi eski Neşeli Günler, Bizim Aile gibi filmlerde olan bu detaylara bayıldım. Yabancı gözünden izlediğinizde de bu detaylar Türkiye’yi acayip egzotik yapıyor. 

İkinci sevdiğim nokta ise süper kahramanın arka planı. Amerikan tarzı bir süper kahraman yerine, Osmanlı kültürü ile bezenmiş bir süper kahraman yaratılması bence çok hoş olmuş. Marvel veya DC tarzı batı kültüründen bir kahraman gerçekten çok sırıtırdı. Ayrıca, yine yabancı gözüyle bakıldığında başarısını kanıtlamış hatta batılıların kültürlerine bile işlemiş bir kahraman kopyasını izlettirmeye çalışmak hiç başarılı olmazdı.

Türk Süper Kahraman / Fantastik konseptli film/dizi fikri gerçekten de bizlere değişik geliyor. Özellikle de bizim jenerasyona (80’ler 90’lar). Kesin olmaz, yapamayız gibi bir ön yargıyla yaklaşıyor insan. Fakat ben bu diziyi olabildiğim kadar objektif izlemeye çalıştım. Her ne kadar Türklerin yaptığı süper kahraman konseptli filmlere önyargı ile yaklaşsakta bunun tamamen günümüz popüler kültüründe bize dayatılan süper kahraman beklentisinden kaynaklandığını düşünüyorum. 

Her ne kadar, Türkler uzun zamandır süper kahraman filmi çekmese de 1970’lerde Türk film sektöründe çığır açmış, tüm biletleri günlerce yok satmış; Tarkan, Kel Oğlan, Battal Gazi, Malkaçoğlu ve Karaoğlan gibi  muhteşem Süper Kahraman yapımlarımız ve böyle bir kültürümüz var. 

Tarkan (Kartal Tibet) – Battal Gazi (Cüneyt Arkın)

Böyle güzel hikayeler ve orjinal süper kahramanlarımız varken bizim yapımcılarımız 80’lere yaklaşırken batının süper kahramanlarını kopyalamaya çalışmış. Bunlar da vasatın altında filmler olmuş açıkçası bir çoğunuz Tarkan ve Battal Gazi filmlerini biliyorken çoğunuz Türk yapımı bir Superman çekildiğini bilmez. Bence “Biz Süper Kahraman Filmi yapamayız yeaah” algısının da bunun gibi vasat filmlerden kaynaklandığını düşünmekteyim.

Türklerin Kopyaladığı Süperman Filmi

Sonuç olarak; Hakan: Muhafız (The Protector) dizisini çok beğendim mi? Hayır. Tarkan gibi Türk sinema kültüründe çığır açacak bir yapıt mı? Hayır. Fakat daha önce bahsettiğim gibi Batılı süper kahramanları kopyalamaktansa kendi mistik kültürümüzden (Osmanlı, Göktürkler vs.), efsanelerimizden (Ergenokon Destanı, Oğuz Kağan Destanı) bir süper kahraman yaratıp onu dünyaya pazarlayarak çok daha başarılı olabiliriz. Hakan: Muhafız dizisi de bence bunun başlangıcı olabilir.

Daha çok yolun başındayız. Emekleri için tüm ekibe ve böyle bir diziye önayak olduğu için de Netflix’e teşekkür ederim. Umarım sadece Netflix yapımcılığı ile değil kendi yapımcılarımızla daha büyük ve kaliteli işleri böyle global bir platformda görürüz.

Dipnot: Bu arada bu dizi ikinci bir süper kahraman dizisinin önünü açtı. Netflix, Beren Saat’li bir süper kahraman dizisine onay verdi. 

Dipnot 2: Arkadaşlar bu kadar yermeyin diziyi yabancılardan bile olumlu yorumlar almaya başladı dizi (bknz. aşağıdaki fragmanın altına yapılan yorumlar). Bakış açımızı değiştirelim artık. Süper Kahraman olayı Amerikanın tekelinde değil. Bizim kültürümüz de pekala süper kahramanlarla dolu sadece bunları günümüz popüler kültürüne uyarlamak gerekiyor. (Oğuz Kağan’ın büyük büyük torununun günümüzde süper kahraman olması mesela)

Çeviri: Türkler kendilerini neden bu kadar aciz görüyorlar anlamıyorum? Biliyorum dizileri en iyiler arasında değil (yönetmenler yüzünden) fakat aktörler gerçekten iyi ve duygularını çok iyi gösteriyorlar…… Bir çok ülkeden diziler izledim ama Türkiye en iyi aktörlere sahip. Lütfen diğer ülkeleri abartmayı bırakın ve sahip olduğunuz şey ile gurur duyun.
Sabırsızlanıyorum, muhteşem oyuncu kadrosu, benim sevdiğim kategoride bir yapım, aslında Okan Yalabık’ın yapım içerisinde olmasını da çok seviyorum. Meksikadan Selamlar.
Bayağı komikti ve hikayenin işlenişi hiçte kötü değildi. Beğendim ve 10 bölümü de bir günde izledim. Avusturya’dan Selamlar
Sezonu bitirdim, samimi olarak güzel bir hikaye ve güzel oyunculuklar, fazla hızlı/acele ilerliyor konu. Umarım 2. sezon olur.
Netflixin, çoğu insanın ekranlarına tüm uluslardan çeşitlilikleri taşımasını çok seviyorum. Türkçe anlamayabilirim ama fragman çok ilgimi çekti. İzleyeceğim.

One Reply to “Hakan: Muhafız – İlk Türk Netflix Dizisi”

  1. Bende diziyi bir gece de izleyenlerdenim, senearya gerçekten çok hızlı olmuş ama Türk diZilerinin genel konsepti olan zengin çocuk fakir kız dan çok güzel sıyrılmış fantastik bir yapım olmuş, çok başarılımı değil ama bence böyle bir aadım atılmasınilerde çok daha başarılı yapımlara ön ayak olacaktır

Bir cevap yazın